
Egeli olmak; bir rakı masasında hayatın anlamını bulmuş gibi, memleketi kurtarmış gibi gecenin karanlığına doğru çırılçıplak koşmaktır. Çıplak ellerle karanlığı avuçlamak istemek, parmaklarının arasından uzanan sonsuzlukta hayatı hissetmektir.
Egeli olmak; Egeden uzaklaştığında oraya derin bir özlem duymak ve bunu hiçbir bollukta ve görkemde yerine koyamamaktır. Güzel yaşantınızda günün birinde kalbiniz kırıldığında, bodur böğürtlenlerin arasından eve giden patikadır.

Egeli olmak; saçları deniz kokan, gözlerinde kaybolduğunuz Egeli kızlara saygılı olmak ve onları baştacı etmektir. Kendi sevgi anlayışınızla kendinizi vurduğunuzda sizi sarıp evinize götürecek, başınızda bekleyecek olan odur. Onun özgürlüğünü öpüp başına koyduğunuzda, size sonsuzluğu verecek olan da odur.
Egeli olmak; doğayı sevmek, anlamak ve ona her an bağlı hissetmektir. Kendisine salt bir yarar sağlamak adına değil, yaşama tanık olmak ve kendisinden bir an uzaklaşıp aslında kendisini bulmaktır. Rüzgar onundur, midye kabuğu onundur, zeytin ağacı onundur. Bazen babasının yüzüne inen tokadı, bazen anasına sarılışıdır.

Egeli olmak; hayatı ciddiye almaktır. Gezmek, denemek ve gülmek… Yarın ölecekmiş gibi veya hiç ölmeyip Tanrının yüreğine ulaşacakmış gibi. Titrek kanatlarıyla hayatına sarılır, onu hem korur hem rahat bırakır. Ufacık penceresinden ufka bakmasını ister. Güneş her zaman hayatı sevenin kalbindedir.
Egeli olmak; herkesi kendi gibi görmek, yanlış anlaşılmamak ve açık olmak bile bile ladesidir. Yargılama görevini Tanrıya veya yüce döngüye bırakmaktır.
Egeli olmak; Egede bir kez doğmaktan ziyade, her sabah nerede olursan ol Egeye uyanmaktır. Gülen yüzlere, deniz kokusuna ve mis gibi zeytinyağına…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder