11/27/2017

Sanat Akımları – II

 

Yazının ilk bölümü için şöyle buyurun: Sanat Akımları -I

Kübizm:

Cezanne’ye göre “Doğadaki herşey küreye, koniye ve silindire dayanır”. 1907 yılında ortaya atılan kübizmde, doğa kendi unsurlarından kurtarılıp geometrik parçalarla yeniden inşa edilir. Öncüleri; Pablo Picasso, Georges Braque, Paul Cezanne’dir.

Fütürizm:

Bir İtalyan akımı olarak değerlendirilen fütürizmde, doğadaki herşey hareket halindedir ve sürekli bir değişim içerisindedir. Örneğin; koşan bir at 24 bacaklı tasvir edilmektedir. Başlıca temsilcileri; Umberto Boccioni, Giocomo Balla, Carlo Carra’dır.

Soyut Resim:

1910 yılında Kandinsky tarafundan ortaya atılan soyut resimde amaç, çizgi ve renkleri düzenli biçimde yüzeye yerleştirerek duygusal kompozisyonlar elde etmektir. En önemli özelliği; doğadaki gerçek nesneleri betimlemek yerine, biçim ve renklere sonsuz bir serbestlik tanımasıdır. Öncüleri; Wassily Kandinsky, Jackson Pollock, Mark Rothko’dur.

Dadaizm:

1.Dünya savaşı sırasında tarafsız ülke olan İsviçre’ye sığınan sanatçıların oluşturduğu sanata karşı bir sanat akımıdır. Avrupa uygarlığına ve savaşa karşı bir protestoyu temsil eder, geleneksel herşeye kesin bir karşı çıkıştır. Sanatçıların bazıları, işe yaramayan makineler, alakasız kombinasyonlarla absürt kolajlar oluşturmuşlardır. Öncüleri; Marcel Duchamp, Tristan Tzara, Man Ray, Jean Arp, Max Ernst’tir.

Sürrealizm:

Fransa’da 1924 yılında doğan sürrealizm akımı, doğanın mantıklı görünüşünü değil, bilinçaltı ve rüyaların dünyasını göstermeyi amaçlar. Zıt renkler kullanılarak, anlatım çarpıcı bir boyuta taşınır. Öncüleri; Salvador Dali, Paul Klee, Joan Miro, Marc Chagall’dır.

Pop-Art:

Popüler sanatın kısaltılmışı olan bu akım 1950lerde İngiltere’de ortaya çıkmış, 1960larda Avrupa ve Amerika’ya yayılmıştır. Bu akımda, günlük tüketim eşyaları çizgi roman ve reklamcılık teknikleri kullanılarak resmedilir. Gerçek ile görüntünün farkını çarpıcı olarak ortaya koyarak, makineleşmiş hazırcı insanı eleştirir. En önemli temsilcileri; Andy Warhol, Roy Linchtenstein, Richard Hamilton sayılabilir.

Minimalizm:

Bu akımda, matematiksel düzen tekrarıyla, malzemenin orjinal yapısını bozmadan, gösterişsizliği ve sadeliği benimsemek amaçlanır. Öncüleri olarak; Sol LeWitt, Carl Andre, Frank Stella sayılabilir.


11/24/2017

Sanat Akımları – I

İster sanatla uğraşın ister sanat seven bir kişi olun, ortak olarak sanat kavramlarını sıkıcı buluyoruz. Uzun uzun yazılan makaleler, edebi değeri yüksek soyut kavramlar, akımların öncüleri derken lanet olsun diyip sanatla tüm bağı kopartmak mümkün. İşte bu yüzden, bu yazının amacı sanat akımlarını derin derin inceleyip, ağdalı laflar etmek değil. Zaten internette bunları bulabileceğiniz yüzlerce kaynak ve reelde göz atabileceğiniz yüzlerce kitap mevcut. Buradaki amaç, kısa kısa akımları tanımlayıp, en bilinen temsilcilerini size sunup, bir resim müzesini gezerken baktığınız tabloda hangi akımın izlerini gördüğünüzün bilincini edinmeniz. Buradaki sanat akımlarının resimle sınırlandırılmasının sebebi benim en haşır neşir olduğum dalın bu olmasıdır. Yoksa bu akımların sadece resimle değil, heykelcilikle, mimariyle, edebiyatla, sinemayla ve etkileşimde bulunduğu birçok alt dalla değerlendirilmesi gerektiğini ve aslında altında yatan felsefik bir düşünceyi temsil ettiğini bilmelisiniz.

Hadi, yavaştan başlayalım.

Gotik:

Bu akım, 12. yüzyılda Kuzey Fransa’da ortaya çıkmıştır. Daha çok Meryem Ana, Havariler ve Mesih gibi dini konuları işler. Resimlere ek olarak, pano boyama, vitray, fresk gibi diğer dalları da kapsamaktadır. Öncüleri; Jan van Eyck, Albrecht Dürer ve Robert Champin sayılabilir.

Klasizm:

Rönesans sanat kurallarına bağlı kalarak realist anlamda resim yapma olarak tanımlanabilir. Öncüleri; Leonardo da Vinci, Michelangelo ve Raffaello’dur.

Barok:

17. yüzyılın başında Güney İtalya’da ortaya çıkmıştır. Rönesansın sade yüzey düzenlemesi ve dengesi bu dönemde bozulmaya başlar. Avrupa sanatında aslında duygusal bir taşkınlığı temsil eder. Rembrandt Harmensz Fanrijn ve Peter Paul Rubens öncüleri olarak görülebilir.

Romantizm:

18. yüzyıl sonlarında ortaya çıkmıştır. Duyguyu temel alır, güzellik yerine ifadeyitercih eder. Öncüleri; Eugene Delacroix, Caspar David Friedrich, Francisco Goya, Ivan Aivazovsky, William Turner sayılabilir.

Realizm:

19. yüzyıl ortalarında ortaya çıkan realizm, doğayı ve yaşamı olduğu gibi yansıtmayıamaçlar. Doğadaki oranları, renk ve ışık değerlerini birebir aynı şekilde kullanır. Öncüleri; Gustave Courbet, Jean François Millet, Pieter Bruegel ve Honore Daumier’dir.

Empresyonizm:

19. yüzyıl sonlarına doğru ortaya çıkan bu akım, gerçekçi resmin son halkası olarak görülebilir. Doğayı, güneşin yedi rengi ile boyama ve renkleri tuvale karalama fırça notları gibi aktarma en önemli özellikleridir. En önemli temsilcileri; Claude Oscar Monet, Vincent van Gogh ve Pierre-Auguste Renoir’dir.

Ekspresyonizm:

20. yüzyıl başlarında İskandinav ve Alman sanatçıların başlatmış olduğu bu akımda, doğa ikinci planda kalıp, ruhsal durum daha ön plandadır. Çağın psikolojik, politik ve dinsel sorunlarına karşı insanların dramını ortaya koymak ister. Öncüleri; Edvard Munch, James Ensor ve Oskar Kokoschka olarak görülebilir.

Fovizm:

1905’te Fransa’da doğan bu akım, ismini Fransızca’daki Fauve (vahşi hayvan) kelimesinden alır. Bu akımın spesifik özellikleri, renklerin resimde birbirine neredeyse hiç karışmamış olması ve perspektifin olmayıp objelerin deforme edilmesidir. En önemli temsilcileri; Henri Matisse, Andre Derain, Maurice de Vlaminck’tir.


Başka bir yaşamda…

“All that we see or seem is but a dream within a dream.” Edgar Allan Poe 2007 yılının ağustos ayıydı sanırım. Sıcak bir günde İzmir’e doğru ...